8.8.1963 Perşembe 8.00

 

Sevgili anneciğim, ablacığım,

Size en son Cumartesi günü yazıp göndermiştim. Bundan sonra mektuplarımı numaralamak niyetindeyim. Size ulaşacağından eminim ama böyle daha iyi olacak diye düşünüyorum. Pazar günü odamı temizleyip, banyo yaptım. Sonra da çalıştım. Pazartesi de öyle. Hep yurtta idim. Rahatça çalışabildim. Çünkü Rana’nın vantilatörü odamda idi. Salı sabahı derse gittim. 12.15 de yurda döndüğümde Dr. Ekmel Eyyübi’nin mektubunu buldum. Beni saat 5.00 de akşam çayına davet ediyordu. Öğle yemeğinden sonra biraz dinlenip ağabeyime ve Muhammed Sadık’a mektup yazdım. (Şimdi yazdığım kağıtlara. Bunlar çok ucuz. Üç sayfa, ama çok uzun ve aralıklı yazmaktan kısa fakat sık sık yazmamı siz de tercih edersiniz sanırım. Azami istifade için de çok küçük yazıyorum.) O akşam 17.00-18.30 arası Ekmel beylerde idim. Eşi benim için çok nefis bir tatlı hazırlamıştı. Sütlü çay ve buzlu suda vardı. Gece de 20.00 de özel bir akşam yemeği vardı yurtta. Kız Kolejinin eski müdiresi Mrs. Mümtaz Haydar (Abdullah Hall’in kurucusu Abdullah beyin kızı. Abdullah bey hayatta ve ayrı yada bir evde oturuyor). Amerika’ya gidiyormuş 6 ay için. Yeni müdire Mrs. Süreyya Hüseyin onun şerefine veriyordu. O gün yemek salonu sabunlu sularla silinip yerlere halılar serildi. Oturulacak ve yemek konacak yerlere ayrı beyaz (kar gibi) örtüler yayıldı. (Masalar ve sandalyeler dışarı çıkarılmıştı). Kızların hepsi bu yemek için en güzel sarilerini, en güzel elbiselerini giymişlerdi. Pakize saat 7.00 de odama gelip benimde değişik bir elbise giymemin doğru olacağını söyledi. (Pakize, Asafa’nın oda arkadaşı) saçlarımı itinalı bir topuz yapıp (zaten hep topuz yapıyorum ve çok da güzel oluyor. Buranın havası ve suyu saçlarımı dalga dalga yaptı. İyi ki bigudileri yük etmemişim kendime. Zira hiç ihtiyacım yok) siyah gece elbisemi giydim. Dudaklarımı hafifçe boyadım. (Aligarh’da ilk defa o gece kullandım ruju) saat 8.15 de yemeğe gittim. Hemen herkes yerlerini almıştı. Beni bir genç kız karşıladı. Mrs. Mümtaz Haydar ve Mrs. Süreyya Hüseyin beni aralarına oturttular. (Elbisem dar olmasına rağmen yere rahatça oturabildim. Sanırım birkaç kilo verdim. Onun için rahatça oturup kalkabiliyorum.) yemekler hayal edilemeyecek kadar güzel, çeşitli, bol ve nefisti. Bana zorla herşeyi tattırdılar. Hint yemekleri bizimkilerden çok farklı değil fakat fazla biberli, tuzlu ve baharlı. Önceleri yemeğe çalıştımsa da çok acı geldi. 4-5 gündür benim için ayrı yemek pişiriyorlar. İngiliz usulü haşlama sebze, kızarmış et, omlet, patates püresi yiyorum. Onlar ekmek yerine yufka yiyorlar. Bana sabahları 2 öğle ve akşamları 4 dilim tost (kızarmış ekmek) veriyorlar. Rahatım çok iyi. O gece yemekten sonra Mrs. Mümtaz Haydar odama geldi.(Allahtan Rana vantilatörünü kendi odasına almıştı) Odayı fazla sıcak buldu. Ve yurt müdiresi Mrs. Hamide Mesud’a bana bir vantilatör vermesini söyledi. Ertesi gün yani dün saat 12.00 de dersten çıktığımda bir bey beni bekliyordu. Pro Rektör’ün asistanı imiş. Beni Pro Rektör Dr. Yusuf Hüseyin Han’ın yanına götürdü. Seyfullah Esin ile Aligarh’da tanışmışlarmış. Ondan bir mektup aldığını ve rahatımın iyi olup olmadığını sorduğunu söyledi. Rahat olduğumu ama daha rahat olmak için bir vantilatöre ihtiyacım olduğunu onu da vereceklerini söyledim. Yanımda Mrs. Süreyya Hüseyin’e telefon edip bana derhal büyük boy ayaklı bir vantilatör verilmesini söyledi. Yurda döndüğümden hemen sonra kocaman bir vantilatör geldi. Cam göbeği renginde ve hiç kullanılmamış, etiketi üzerinde. Tabii artık keyfime payan yok. Bütün bunları anneciğimin dualarına borçlu olduğumu biliyorum. Allah her şeye kadir ve daima iyi niyetlilerin yardımcısı. Anneciğim, ablacığım sıhhatinizi çok merak ediyorum. Ağrılarınız (bilhassa ablamın) dindi mi? Yeriniz rahat mı? Bensiz ne yapıyorsunuz? Yalnızım ama çok rahatım bunu düşünerek ne olur müsterih olun. Her ikinizin de buraları görmenizi öyle istiyorum ki. Satırlarımı sonlarken hasretle ellerinizden öperim.

MİMİ’niz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir