25.07.1963 Karaçi-Pakistan

 

Air France otelindeyim. Dün size yazdıktan sonra biraz dinlenip 12.00 de yemeğe indim. Yemekten sonra 01.00 gibi otelin holüne geçtim. 01.15 te yaşını pek tahmin edemeyeceğim (55-60 olabilir) kır saçlı konsolos bey beyaz spor bir araba ile geldi. Son dakika da gelen bir iki imza yüzünden geciktiğini söyleyip özürler diledi. Telefonda 01.00 de geleceğini söylemişti. Arabasına bindik. Beni, Beyrut un en güzel diyebileceğim bir yerindeki evine götürdü. Daha önce yemek yemiş olmama çok üzüldü. Zira gittiğimizde sofra hazırdı. Yanlarında çalışan bir Türk hanım, bir de oğlu vardı evde. Konsolosun adı Selahattin Ülkümen. Daha önce, uzun bir süre Dışişleri Bakanlığında Orta Şark Dairesi Müdürlüğü yapmış. Kahire ve Tahranda da bulunmuş. Çok nazik ve entellektüel bir bey. İran edebiyatı hakkında bilgi sahibi. Onlar yemeklerini yediler. Sonra beni arabaları ile Beyrutun görülmeye değer yerlerine götürdüler. Saat 04.45 te otelde idim. 05.30 da da Pan-American ın servis arabası ile meydana gittim. Gerekli formalitelerden sonra uçağa bindim. 06.55 de havalandık. Uçağımız 132 kişilik buz gibi bir devdi. Öyle soğuktu ki bir ara ayaklarımı topladım ve hostesten dizlerime örtmek için battaniye istemek zorunda kaldım. 08.00 de başlayan yemek faslı 08.50 ye kadar sürdü.

Oturduğum yer üç kişilikti ama ben yalnızdım. 09.00 da hostes koltukları ayıran bölmeleri kaldırıp alta bir battaniye yaydı. Kuştüyü iki yastık verdi. Hostes lacivert gözlü, sarı saçlı ve de son derece alımlı idi. Ama gözüme nezaketi ve ilgisi ile çok daha güzel göründü. Üzerime bir battaniye örtüp iyi geceler diledi. Galiba yatar yatmaz uyudum. Hostesin beni uyandırdığında saat 11.00 di. Işıklar yanmış ve herkes uyanmıştı. Oturup, kemerlerimizi bağladık. On dakika sonra dört saat onbeş dakikalık bir uçuştan sonra Pakistan saati ile 02.15 te Karaçi de idik. Pasaport, vize ve sağlık kontrolü ile Pan-American ofisten biletimi alma pek uzun sürmedi. Yine kayık gibi bu sefer siyah değil yeşil bir araba ile Air-France oteline geldim. Şehrin içinde değil, meydanla şehir arasında bir yerde ve çok güzel. Yattığımda 03.30 du. Odada hem soğuk hava tertibatı hem de tavanda bir vantilatör azmanı var. Yatarken hem vantilatörü durdum hem de dolaptan üzerime bir battaniye aldım. Uyandığımda saat 08.00 idi. Elimi yüzümü yıkayıp biraz camdan etrafı seyrettim. 08.30 da kahvaltıya indim. 09.00 da Türkiye Elçiliği Basın Ateşesi Afşin Oktay ı aradım. Bekir Sıtkı Baykal ın selamlarını söyledim. Çok memnun oldu. Beni 10.30 da otelden alacağını söyledi. Saat daha 09.35 am şu anda bir bey geldi. Basın Ateşe Muavini Saffet Yılmaz olduğunu söyledi. Afşin beyin hemen zuhur eden bir işi yüzünden beni elçiliğe götürmek üzere gelmiş. Şimdi yanımda bekliyor. Şehre, elçiliğe gideceğiz. Giyinmem de lazım.

Kaldığım yerden devam etmek üzere Karaçi den selamlar.

 

“25.07.1963 Karaçi-Pakistan” için 4 yanıt

  1. Merakla takip edecegime eminim şuan resmen kendimi annenizin yanında hissettim çok güzel oldu bu sayfa hocam tebrik ediyorum kocaman öpüyorum?

  2. Sizi ayakta alkışlıyorum hocam çok güzel ?? mektuplar yayınlansın diye dört gözle bekliyorum ?????????

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir