3 Eylül 1963 Aligarh 15.30

 

Canım anneciğim, canım ablacığım

Sizlere yazdıktan sonra yeni bir mektup almış değilim. Ama müjdemi alınca hak vereceksiniz bana. 15 dakika öncesine kadar Ağustos bursumu maalesef alabilmiş değildim. Öğleyin yurda gelirken Provast Office’e uğramıştım. Benden burs yönetmeliğimi istediler. Yemekten sonra biraz dinlenip üçte yönetmeliği götürmüştüm. Ben ofiste iken posta geldi ve Delhi’den bursum. Orada belli etmedim ama bilemezsiniz nasıl sevindim. Zira elimde 10.81 rupi vardı. Her bakımdan çok rahat oluşuma rağmen hep bunu düşünüyordum ister istemez. İslamic Studies den okumak üzere İngilizce İran Tarihini almıştım. İade etmek üzere gittiğimde Dr.Ekmel Eyyübi (öyle iyi bir insan ki kitaplıktan her çeşit kitabı kendi adına alıp yurda götürmemi sağlıyor) bursumu alıp almadığımı sordu. Almadığımı söyleyince ısrarla para verme teklifinde bulundu. Var deyip kabul etmedim. Gerçekte rupim yok ama biliyorsunuz 202 dolar, 200 Türk Lirası ve 6.10 da Lübnan lirası var üzerimde. Ama daha önce de yazdığım gibi onları mecbur olmadıkça bozmak niyetinde değilim. Bursum 250 rupi ama 3.75 ini posta masrafı olarak kesmişler bana 246.25 ödediler. Tabi parayı alınca yurda ödemem gereken parayı vermek istedim. Onlarda bu gün Register Office’e bir mektup yazmışlar benim için. Burs yönetmeliğini de onun için istemişlermiş. Yönetmelik harç, depozit ve benzeri ücretlerin Hindistan hükümetince ödeneceğini yazıyor. Buna göre toplamda 182 rupi olan kayıt ücreti ve iki buçuk aylık yurt ücretimin bursumun dışında ödenmesi gerektiğini bildirmişler mektupta. Ağustos ayı da buna dahil. İşte bir bunda şüpheliler. Onun için cevap gelinceye kadar para ödemeyeceğim. Eylül bursumu aldığımda iki aylık birden alacaklarını söylediler. Buna göre 136 lira tutan depozit ve harçları ben ödemeyeceğim. Bursumun dışında Hindistan hükümeti ödeyecek. Ablacığım mektubunda yürüme rikşaya bin diyorsun. Sözünüzü tutuyorum. Yalnız sizin de memnunlukla karşılayacağınız bir karar aldım. Kütüphane de değil de yurtta odamda çalışıyorum. Çünkü istediğim her kitabı Dr. Ekmel Eyyübi, Dr. Nazir Ahmed ve Dr Samuddin Ahmed kendi adlarına alıp bana veriyorlar. Bildiğiniz gibi 12.00 ye kadar dersteyim. Dersten çıkıp kütüphaneye gitmeme imkan yok. Ayrıca yurda yemeğe gelip sonra kütüphane ye gitmem de günde iki yerine dört kere rikşaya binmemi gerektiriyor ki hiç lüzum yok. Odam ve çalışma masam çok rahat. Mektubuma bursla başladım bursla bitireceğim galiba. Sizler nasılsınız? Ablacığım bacağın hala ağrıyor mu? Bilsen nasıl üzülüyorum sizin için. Bana öyle geliyor ki bir kere buraya gelseniz ne annemin ne de senin ağrılarınız kalmaz. Daha önce de yazdığım gibi Pazar günü Mrs. Ve Mr. Rahman’lara gittim. Benden başka, Mrs. Barnard, Mr. Martin, Mr. Ve Mrs. Birmington lar (Amerikalı) eşi İsviçreli olan bir profesör ve onun doçent olan kız kardeşi vardı. Çok iyi bir gün geçirdik. Mrs. Rahman bizi çaya da alıkoydu. Eşi İsviçreli olan profesör beni 18.00 de arabasıyla yurda kadar getirdi. Evleri yurda çok yakın. Dün ve bugün her zaman ki gibi fakültede idim. Derslerime çalışıyor. Başarım için dualarınızı bekliyorum. Yarın akşam 16.00-18.00 arasında Mrs. Barnard’a çaya davetliyim. British Council dan gelen İngilizce makale plaklarını dinleyip pratik yapacağız. Prof. Khan bilsen karta nasıl sevinmiş. Çok teşekkür ediyor. Dr. Abidi ile fakülte deki İngilizce çalışmalarımızda çok iyi. Anneciğim, ablacığım ben çok rahat ve huzur içindeyim. En büyük dileğim sizlerin de huzur içinde olmanızdır. Sulh ve sükünet diyarı Aligarh dan kucak dolusu sevgiler. Ellerinizden öperim.

21 Ağustos 1963 17.30

 

Canım anneciğim, canım ablacığım,

 

18.8.1963 günlü altıncı mektubunuzu dün yani 20.8.1963 günü saat 16.30 da aldım. Bu kadar kısa zamanda gelmesi harikulade. Bu gün saat 13.00 de de ağabeyimden aldım. O, 17.8.1963 de yazmış. İstanbul dan daha çabuk geliyor. Ablacığım, 8 numaralı mektubumu almadığını yazıyorsun. Çok üzüldüm. Zira yazdım. Sanırım bir yerde bir gecikmeye uğramış olmalı. Zaten size yazarken defterime not alıyorum. Bu yüzden bir yanlışlık yapmış olamam. Umarım ki şimdiye kadar almışsınızdır. 7. Ve 8. Mektuplarım aynı tarihleri taşır. Size yazdıktan ve postaladıktan hemen sonra ilk mektubunuzu almış olduğum için aynı gün tekrar yazmış ama ikincisini yani 8 numaralı olanı ertesi günü postalamıştım. Ablacığım, Muhtar beylere gittiğinize ne iyi etmişsiniz. Bir daha görürseniz lütfen hürmet ve selamlarımı söyleyin. İnci lere keza. Siz orada sıcaktan müştekisiniz oysa Aligarh’da hava çok nefis. Dün gece ve bu sabah hep yağmur yağdı. 8.00 dan sonra açtı. Gökyüzü pırıl pırıldı. Yağmurdan sonra her yer tertemiz pırıl pırıl oluyor. Saat 12.00 de son dersten çıkınca yürüdüm. Yurda yarım saatte gelebildim. Bir kere daha yürümüştüm. Ama tam molla yürüyüşü benimki. Yolun yirmi dakikalık kısmı ana caddede. Ana cadde yani University Road asfalt ve yolu büyük gövdeli, geniş yapraklı gölgeliyor karşılıklı. Harikulade bir yol. Yalın iki tarafına geniş, bahçeler içine alınmış kah modern kah klasik binalar süslüyor. Kızlar 20 dakika da geliyorlarmış ama ben çok ağır yürüyorum ve ayağımdan aldığım günden beri çıkmayan çappal larla yürümek çok rahat. Tipik Hindistan terliklerinin ökçesizlerinin adı çappal. Ablacığım ders saatlerimizde dün sabahtan itibaren bazı değişiklikler oldu. Ama bu benim için bilemezsiniz nasıl iyi oldu. Bundan önce 18 saat olan dersim şimdi 17 saat. Ayrıca her gün 9.00-12.00 arasında gidiyorum ama 10.30-11.15 arasında seminer kitaplığında kah dinleniyor kah çalışıyordum. Şimdi ise Pazartesi yalnız 9.45-10.30 ve Perşembe 9.45-11.15 arasında dersim var ve Pazartesi 10.30-12.00 ve Perşembe 11.15-12.00 arasında İngilizce dersi alacağım. Özel olarak verilecek bu gramer dışında pratik için Mr. Khan, Mrs. Barnard ve Mr. Martin her an hazırlar. Her gün 12.00-12.30 arası onlarla konuşabileceğim. Bölümlerimiz çok yakın. Yeni programa göre Cumartesi günleri de 9.45 de başlıyor dersim. Böyle olunca hafta da üç gün 9.00 da üç günde 9.45 te başlıyor dersim ve ben 7.00 dan 9.00 a kadar çalışabileceğim sabahları. Ablacığım, İngilizce bölüm başkanı harikulade bir insan son derece nazik ve üstelik Türkiye ile özel olarak ilgileniyor. Bana Ayasofya yı sordu. Bildiğim kadarı ile anlattım. Bir özelliği de çok şık papyon kravatlar takıyor. Bana Türkiye de değişik papyon kravat bulunup bulunmadığını sordu. Ablacığım bu mektubumda senden bazı ricalarım olacak. Önem sırasına göre yazıyorum. Sana bunları yazıp yapacağım için üzülüyorum. Ama zevkle yapacağından eminim. 1- İslam Ansiklopedisinin İRAN maddesi 2- Aşağıdaki adrese Ayasofya nın renkli ve çok güzel olan bir resmi – Adres: Prof. B.A. Khan Head of English Department Muslim University Aligarh U.P. INDIA 3- Tahir Nejat Gencan ın Türkçe Grameri. Ablacığım posta ücreti çok olursa gramerden vazgeçebilirim. Ama ilk isteğim çok mühim. Dayımların kampta oluşuna çok sevindim dinlenirler. Hüseyin ağabeyime söyle, o vaktimden çok posta masrafını düşünerek on günde bir yazsın demiştir. Dün yazmadım ama öyle zor oldu ki. Mektup aldığım an yazmak için sonsuz bir arzu duyuyorum içimde. Biraz dinlendikten sonra Jean’e ve Seyfullah Esin’e (Büyükelçi) birer mektup yazdım. İkindi kahvaltısından sonra oldu tabii bunlar. Şimdi de size yazıyorum. Seyfullah Esin’e hem teşekkür ettim hem de bursumu takip etmesini rica ettim. Zira henüz almadım. Ama ne kadar geç olursa o kadar iyi. Henüz param var. Günlük masrafım 0.50 gidiş ve dönüş rikşa parası, yazdığım günler 0.50 mektup ve 0.25-0.50 arasında değişen meyve parası. Yani ortalama 1.50 rupi harcıyorum. Elimde daha 20 günlük harçlığım var. Bu zaman zarfında bursumda gelmiş olur elbette. Paramı bozmak niyetinde değilim mecbur olmadıkça. Ne fena yine sonuna geldim sayfanın. Sanki biraz daha büyük olsa ne olur du şu kağıt. Hasretle ellerinizden öperim. Büyüklere saygı, küçüklere sevgiler.