GİRİŞİMCİLİK DESTEĞİ

Bugün sizlerle yaklaşık beş yıldır verdiğim KOSGEB Uygulamalı Girişimcilik Eğitimleri ve bu destekten bahsetmek istiyorum.

Kısa Adı KOSGEB olan Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Bilim sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı olarak görev yapan bir kuruluştur. KOSGEB in çağrı esaslı ve sürekli olmak üzere iki tür desteği mevcuttur.

Sizlerle bugün Uygulamalı Girişimcilik Desteği hakkında bilgilendirme yapmak istiyorum. Bu destekten yararlanabilmeniz için 4 gün 32 saat olan Uygulamalı Girişimcilik Eğitimini tamamlayıp, sertifika almanız gerekmektedir. Sertifika sahibi olmadan bu destekten yararlanamamaktasınız. Eğitimlerde bir iş yeri açmadan önce girişimcilerin yapması gereken fizibilite etüdünün nasıl yapılması gerektiği, işe yeni başlayacak olanlara ticari hayat ve işletmecilikle ilgili bilgiler KOSGEB in iş planı formatına paralel olarak anlatılmaktadır. Girişimciler iş planlarını yazmayı öğrenerek destekten yararlanma yolunu ve daha bilinçli olarak ticaret hayatına başlama fırsatını yakalamaktadırlar.

Bu desteğin 50.000 TL si hibe ve 100.000 TL si %0 faizli 4 yıl vadeli ilk 2 yıl ödemesiz son iki yıl 8 eşit taksitte ödenen kredidir. Kredi için kurum banka teminat mektubu talep etmektedir. Banka teminat mektubu alma noktasında sıkıntınız varsa Kredi Garanti Fonu sizin adınıza bankaya kefil olmakta ve teminat mektubu noktasında size yardımcı olmaktadır.

50.000 TL nin dağılımı ise 2.000 TL si işletme kuruluş gideri, 18.000 TL si makina teçhizat ve 30.000 TL si de 24 aya kadar kira ve personel maaşı gider desteğidir. 50.000 TL üst limit olup erkekler bu destekten 1. ve 2. Bölge için %60 bayanlar ve özürlüler %80, 3.,4. ve 5. Bölge için erkekler %70 bayanlar ve özürlüler %90 oranında yararlanabilmektedirler.

Destekten yararlanırken dikkat etmeleri gereken en önemli konular ise yaptıkları her ödemenin özellikle makina ve teçhizatta muhakkak ödemelerin banka aracılığı ile kurumsal hesaplardan yapılması gerekmektedir. Fatura ya ait banka dekontu olmadığı taktirde KOSGEB ödeme yapmayacaktır.

KOSGEB devlete karşı olan yükümlülüklerimizin hiç birinde bize destek olmaz. Çalışan personelin SGK primi, vergiler vs girişimciye aittir.

Yeni iş yeri açmaya niyeti olan ve acaba ları olan girişimcilere müjde…

Artık işletmenizi açmadan eğitimi tamamlayıp, iş planınızı hazırlayarak KOSGEB e başvurup onay aldıktan sonra size verilen üç aylık süreç içerisinde iş yerinizi açmak için girişimcilere rahatlıkla başlayabilirsiniz. En azından KOSGEB bana destek verir mi sorusunu kafanızdan silerek rahat rahat işinize yoğunlaşabilirsiniz.

KOSGEB verdiği bu eğitimler veya başka hiçbir şey için para talep eden bir kurum değildir. Sizlerden para talep edenlere lütfen itibar etmeyin. Bulunduğunuz yerdeki KOSGEB e başvurarak durumu bildirin.

Türkiye’nin yeni girişimcilere ihtiyacı var özellikle üretim noktasında…

Umarım bir parça da olsa faydalı olabilmişimdir. Tüm girişimcilere bol şans…

03.08.1963 Cumartesi

 

Size en son 31.07.1963 de yazmıştım. O akşam Dr. Ekmel saat 05.00 da gelip beni yurttan aldı. Birlikte Aligarh çarşısına gittik. Türkiye’ye nispetle hakikaten çok ucuz. O gün mavi beyaz desenli bir pike, aynı renk ve desende bir masa örtüsü, bir cibinlik, dört elbise askısı, bir kutu bisküvi, bir porselen tabak, bir çatal, bir kaşık, bir bıçak üçü de İngiliz malı, bir kalıp çamaşır için, bir de lüks iki kalıp sabun aldım. O akşam harcadığım para sadece 35 rupi idi ki pek pahalı sayılmaz. Mesela naylon askının bir tanesi0.30 rupi ki yani 60 kuruş çok ucuz. Yanılmıyorsam Ankara da 250 kuruştu. Cibinlik 9.25 rupi yani 18.50 lira ki Türkiye de, böyle her tarafı şeritlerle temizlenmiş iyi kalite bir cibinliği değil satmak, kumaşını versek dikmezler. 8.75 rupi olanı da vardı. Ama küçük boydu. Bir büyüğünü tercih ettim. Gelince yurt hizmetlilerinden biri 1 rupi karşılığında dört bambu çubuğu verdi ki bunlar da çok ucuz. İyi ki cibinliğin büyüğünü almışım. Karyolam genişçe, tıpa tıp geldi. Ben cibinliği çadır gibi olur sanırdım. Oysa bu dikdörtgen biçimi ve karyolanın cibinlik için tertibatı var. Karyola yerden yarım metre yükseklikte ise cibinlik bir metre yükseklikte. Ben bir de vantilatör almak istemiştim. Çünkü yurda gelmeden önce kaldığım her yerde vantilatör vardı. Cibinlik altında ve odada, cam açık da olsa (cam hem telli, hem demirli) uyumak biraz zor. Fakat Dr. Ekmel: “İki ay sonra kullanmayacağınız bir şey için bu kadar para vermeye değmez.” Dedi. Büyük boy güzel bir vantilatör 135 rupi yani 270 lira. Ben dolar bozdurmayı düşünmüştüm. İsabet olmuş. Çarşıdan saat 07.00 de dönebildik. Ama bizim kısmın müdiresine haber vermiştim. Geç dönecekler önceden haber verip bir defter dolduruyor. Dönünce de defterdeki o yere dönüş saati yazılıp imzalanıyor. Dönüşümüzde Müdire hanım Delhi2den yeni bir kız arkadaşın geldiğini istersem birlikte kalabileceğimi söyledi. Rana fazla esmer olamayan, bizlere çok benzeyen hemen hemen benim boy ve yapımda çok güzel bir kız. En mühimi büyük bir vantilatörü var. O akşamdan beri beraberiz. Dış kapıyı o kilitliyor. Anahtarın biri bende biri onda. Yattığım odayı da ben kilitliyorum. Hemen aynı saatlerde yokuz. O üniversitede okuduğu için 07.30-13.30 arası yani benden erken çıkıp benden geç geliyor. Daha önce de yazdığım gibi salıdan bu yana derslere giriyorum. Hocalarımın dördü de son derece kibar, bilgili, yorulmak nedir bilmeyen fevkalade insanlar. Çarşamba günü bir saat Dr. Shamon İsraeli, Perşembe günü de Dr.Nazir Ahmed benimle özel ders yaptılar. Geçmiş dersleri tekrarlıyoruz. Ayrıca Prof.Dr. Nazir Ahmed bana hususi olarak Urduca öğretecek. Kendisi teklif etti. Fakülte bugün Hazreti Muhammedin Doğum Günü dolayısı ile tatil. Yarın Pazar. Pazartesi günü de bir Hindu bayramı imiş. Yani salı gününe kadar fakülte kapalı. Bu zaman zarfında geçmiş dersleri hazırlamaya çalışacağım. Rana dün akşam buraya çok yakın bir mahalde oturan kuzeninin evine gitti. Pazartesi akşamı yurda dönecek. Vantilatörünü bana bıraktı. Tabi ki sıcağı hissetmiyorum bu sayede. Yani rahatça çalışabileceğim. Bu sabah 10.00 da üniversiteye çok yakın olan Şamşad çarşısına gittim. Defter alamamıştım. Henüz. Beş defter, bir kurşunkalem, bir silgi bir de iki elbise askısı (altı tane az geldi de) ile iki yedek uç aldım. Yedek uçlar 0.25 rupi yani elli kuruş. Şimdi onunla yazıyorum size. Askılar plastik kaplı ve tel 0.25 rupi yani elli kuruş tanesi. Defterlerin tanesi 0.60 rupi ki 120 kuruşa geliyor. En iyisi (kağıt bakımından) ve bir parmaktan daha kalın. Şimdiye kadar hep kağıt kullanmıştım. Tatilde her şeyin yoluna gireceğini ve onlara yetişeceğimi sanıyorum. Geçen gün (galiba Perşembe idi) Prof.Dr. Nazır Ahmed, çok iyi bir talebe olacağımdan ve en iyi derece ile sınıfımı geçeceğimden emin oluğunu söyledi, onları ve sizleri mahcup etmemeye çalışacağım. Sizin dualarınız, Allah’ın ve hocalarımın yardımı ve gayretimle başarıya ulaşacağımı sanıyorum. Perşembe günü saat 05.00 te Dr. Ekmel Eyyübi beni yurttan alıp evine götürdü akşam çayı için. Giderken Deniz’in getirdiklerinden Süleymaniye’ye ait olanını (Dr. Ekmel İstanbul’da bir yıl Süleymaniye kütüphanesinde çalışıp, camiye bakan bir evde oturduğunu daha önce söylemişti) götürdüm. Çok memnun olup, misafir odasındaki büfemsi bir rafa yerleştirdiler. Dr. Ekmel’in karısı hem çok güzel, hem de çok şirin. Yalnız yeni doğum yapmış hem biraz rahatsız hem de çok zayıf. Yeni dünyaya gelen kız. Bir de iki yaşında bir oğlu var. Baldız da evde idi. Doğum münasebetiyle gelmiş, ablasına yardım ediyormuş. Bir saat oturup izin istedim. Dr. Ekmel beni yurda kadar getirdi. Evleri yurda çok yakın, beş dakikadan daha az yürüyerek. Yurt maalesef Üniversite’ye uzak. Hiç yürümedim şimdiye kadar. Denemek de istemiyorum. Rikşa (Rişka değil de “rikşa” olduğunu yeni öğrendim. Rikşa, İtalyanca olan ve “payton” olan rişka kelimesinden geliyormuş) ile gidiyorum. Yurdun kapısından fakültenin kapısına kadar 0.25 rupi, dönüş için de aynı. Yani günde 0.50 rupi yani 100 kuruş veriyorum rikşa için. Fakat başka çarem yok. Bazen iki kişi de binebiliyor ki o zaman daha ucuz oluyor. Mesela Perşembe sabahı aynı fakültede İngilizce bölümünde M.A.Previous (benim gibi) de olan Emire ile gittim. Salıdan sonra sabahları aynı saatte gideceğiz. O sekizde çıkıyor yurttan bende öyle yapacağım. Onun sabah dersi 8.15 de imiş. Erken gitmek daha iyi çünkü bölümün seminer kitaplığı 7.30 da açılıyor. Dinlenmiş ve birazda çalışmış olurum erken gidersem… Size bölümü anlatmadım. Bir seminer kitaplığımız bir de ofis var. (Bölümle ilgili yazışmaların yapıldığı yer) Bunun dışında her hocanın ayrı bir odası var. Hem özel çalışmalarını hem de derslerini kendi odalarında yapıyorlar. Yalnız bina henüz yeni olduğu ve yalnız seminer kitaplığı ile ve Prof.Dr. Nazir Ahmed’in odasında vantilatör olduğu için (Profesörünkinden gayrı) diğer dersleri seminer kitaplığında yapıyoruz. İkinci sınıflarla dersler çakışırsa biz yine seminer kitaplığında yapıyoruz. Çünkü biz birinci sınıf yedi kişiyiz (dört kız, üç erkek). Onlar yani ikinci sınıf iki kişi (bir kız, bir erkek). Allah gördüğünüz gibi bana yardım ediyor ve ben hep Allaha şükrediyorum.

Fakülte kayıt işi için (yani tamamlanabilmesi için) bazı formları daha doldurmam gerektiğinden henüz hiç para vermedim. Yurda ne vereceğim bilmiyorum. İlk ay sanırım giriş harcı da alacaklar. Ama kesin olarak hiç bir şey bilmiyorum. Bütün bunlarla Profesörüm meşgul oluyor. Formları veriyor dolduruyorum. Şimdiye kadar formalite icabı işlerde hiç yorulmadım. Allaha binlerce hamd ve şükür ki hem sıhhatim hem de rahatım yerinde. Etrafımdaki herkes bana yardım için adeta çırpınıyor.

Gelelim sizlere!… Son mektubumu 7. – 8. günleri alacağınızı düşünerek ayın 15. – 16. günleri sizlerden bir haber alacağımı umuyorum. Daha önce alırsam elbette harikulade olacak. Kendimi daha öncesi için hazırlamıyorum üzülmeyeyim diye. Bana nasıl olduğunuzu, nerede kaldığınızı, kimleri gördüğünüzü hep yazacağınızı umarım.

Burada zarf ve kağıt satılmıyor. Pulu matbu bir şey var. (Hani Yüksel’in gönderdiklerinden ama çok daha küçük çapta) Önce onu gösterdiler. Tabii şaşırdım. O kadar küçük şeye ne yazabilirdim ki? Misafirhane de bundan bahsedince bana bu ve bundan evvel yazdığım kağıtlardan zarflardan verdiler (parasız). Bitince bir hal çaresi düşüneceğim tabiatıyla. Saat 3.00. Postahane yurda çok yakın 3.30 da gidip bu mektubu hemen postalamak niyetindeyim. Postahane 9.00 da açılıp 16.00 da kapanıyor. Cuma günleri tamamen kapalı… Biraz önce bisküvi yedim öyle nefis ki… Türkiye’de sefarette yediklerimin tuzlusu… Anneciğim bu memlekette aç kalmayacağıma inanmalı. Nasıl abur cubur düşkünü olduğumu bilir. Allah her şeyi gönlüme göre veriyor. Dün akşam yedide yurtla aynı sitede olan kız kolejinin müdiresi beni ziyarete geldi. Bir ihtiyacım olursa hemen karşılayacağını söyledi. Doktorasını Paris’te yapmış. (Burada benden başka herkes doktor ya da doktor olma yolunda)… Anneciğim, ablacığım bana izin verirsiniz değil mi? Beni soranlara selam ve sevgiler. Satırlarımı sonlar ellerinizden öper, öper, öper, öperim. Binlerce sevgi ve selam.

Miminiz

 

Not: Size fakültenin resmini gönderiyorum. Aligarh’ın en yeni binalarından biri. Misafirhane de bir broşür vermişlerdi Üniversiteyi tanıtan. Resimlerini kesip peyderpey gönderme niyetindeyim. S.İ.